16 Aralık 2013 Pazartesi

Prisoners

2013 yılı ABD yapımı
Tür : Gerilim,Suç, Dram
Süre : 153 dk
IMBd puanı : 8,1

Yok arkadaş yaa midem ağrıya ağrıya seyrettim nasıl bir sürükleniş nasıl bir gerilim anlatamam, film bitti kendimi bir anda bu satırları yazarken buldum inanın arada 5 saniye falan var offf fena...

Aynı kasabada birbirine komşu iki ailenin küçük kızlarının aniden ortadan kaybolması ile başlıyor konu... ama ne ortadan kayboluş anlatamam, öyle gerildim ki "beni kimse tutmasın !!! filmin içine giriyorum ben de aramaya başlayacağım kızları" dedim o kadar yani. 

Tabi siz bu mu sürükleyici dediğin konu diyorsunuzdur içinizden, hiç de farklı değil, bu tür konusu olan bir sürü de film seyretmiş olabilirsiniz elbette ki.. ama kurgu başka kardeşim bambaşka...

Küçük kaybolan kızlardan Anna'nın babası Keller Dover rolünde hepimizin yakinen tanıdığı Hugh Jackman’ı görüyoruz, Tanrı’ya inancı sonsuz olan Keller filmin başından sonu kadar agresif, kendi doğrularında ilerleyen bir karaktere bürünmüş. Diğer kız olan Joy’un babası ise Franklin Birch yani Terrence Howard. Franklin, Keller ‘a göre daha mantığı ile hareket edip sakin kalmayı becerebiliyor. Ve her suç filminde olduğu gibi ünlü polisimiz Detective Loki rolünde çok beğendiğimi itiraf edeceğim Jake Gyllenhal var.

Filmde her karaktere çok belli bazı özellikler oturtulmuş. Mesela Paul Dano muhtemel suçlu rolünde, silik, koca gözlüklü, Iq’su yeterince gelişmemiş, iletişimde sıkıntılı ve hatta fiziksel temastan kaçınan biri. Benim hayranlığımı gizleyemediğim Detective Loki ise boğazına kadar kapalı gömlekler giyen, göz kırpma tikine sahip, asla hiçbir olayı çözümsüz bırakmamış ve kaybetmeye tahammülü olmayan bir kimlikte. Bu kadar farklı kişilerin bir araya gelmesi ile gerçekten farklı bir film seyretmiş oluyorsunuz.

İnsanın kendini bırakın çocuğuna bir zarar geldi mi dünyayı yakıp yıkası gelir ve hatta bir belirsizlik varsa ortada o hiç tahammül edilesi bir durum değil. Yani düşünsenize kaç gün, kaç saat çocuğunuzu hiç görmemeye ondan hiç haber almamaya katlanabilirsiniz ki ?? Bu sebeptendir ki Keller devamlı polisleri taciz edip olayı sıcak tutmaya çalışıyor kendi bildiği doğruların üstüne ilerliyor, bu sırada polisin de eli armut toplamıyor tabi ki ama ateş düştüğü yeri yakar…

Filmin duygusal tarafının yanında işlenişide çok başarılı, ne düpedüz her şeyi ortaya seriyor ne de ters köşe yapıyor. Bir başka bir hal var senaryoda. Alıp çekiyor işte içine …

Ya son ?  işte o kısmı muallak, tamamı değil ama bir kısmı sonuçlanmıyor. Bu filmin devamı yapılır diye aklımda geçirmediğim değil. Bitiş sanki başka bir şeylerin başlangıcı olacak gibi hissettirdi bana ?? bildiğimden değil gerçekten, ben öyle hissettim …

Diyorum ki gerilin ve izleyin !!!

İyi seyirler …

Sevgiler & Saygılar
 

3 Aralık 2013 Salı

Jobs

2013 yılı ABD yapımı
Tür : Biyografi, Dram
Süre : 122 dk
IMBd puanı : 5,6

Herkesin çok yakından takip ettiği Apple'ın kurucusu Steve Jobs'un hayat hikayesini anlatan bir film var karşımızda... Jobs adeta teknolojinin dahi çocuğu olarak adlandırılmakta ve bugünkü neredeyse hepimizin elinde yer alan telefon, tablet vb birçok teknolojinin mucidi olmuş biri.

Filmde Jobs'u canlandıran karakter genelde ucuz komedi filmlerinde yer alıp muhakkak ama muhakkak çıplak poz vermeden duramayan Ashton Kutcher yer alıyor. Bana önceden sorsanız Kutcher'ın bu tarz biyografik bir filmde ne işi var derdim. Yok ama öyle olmamış işte. Demek ki önyargı gerçekten kötü bir şeymiş, seyretmeden hemen karar verilmemeliymiş :)) Kutcher'ı özellikle yapılan makyaj sonrası Jobs'un ilerleyen yaşlarında çok daha başarılı buldum. Kendini beğenmiş, dünyayı adeta ben yarattım tavırları üzerinde hiç sırıtmamış. Hatta çok net ... bu filmi seyrettikten sonra bir sürü insan Jobs'dan nefret edecektir ki biraz geç kalmış durumdayız. Kendisi nadir görülen bir pankreas kanserine yakalanarak 2011 de vefat etmiştir.

İnsanlar hırslı olabilir, ama bu hırs kendine ve etrafındaki kişilere zarar vermeye başlarsa işte o zaman önüne geçilmesi gereken bir duygu halini alır. Jobs'un en başından beri yanında yer alan iş arkadaşları ile yolunu nasıl ayırdığını görmek insanı gerçekten iğreti ediyor. Herşey para mı diyorsunuz ? Aslında herşey para değil Jobs için, o adeta dünya ile o adeta kendi ile yarışıyor. Bu yarış asla sona ermiyor, hep ileriye bir ileriye...

Filmin sonunda gerçek hikayede yer alan kişiler ile filmdeki karakterlerin fotoğrafları bir arada gösteriliyor bu çok hoşuma gitti. 122 dakika boyunca seyrettiğimiz kişilerin gerçekte kimler olduğunu görmek farklı bir yaklaşım olmuş. Bir de gerçekten fiziksel olarak benzetmişler karakterleri, bunu da görmek çok eğlenceli bir hal alıyor :))

Jobs'un ne kadar mükemmelliyetçi olduğu, hataya ve önemsiz görülmeye ne kadar tahammül edemediğini film bize gerçekten net bir şekilde yansıtıyor. Bir dönem kendi kurduğu şirketten atılması da zaten bu tahammülsüzlükleri sebebiyle gerçekleşmiş. Sadece kendi doğruları ile ilerleyen bir insan yaptığı yanlışları tabi ki göremez değil mi ? Firmde de firmanın yönetim kurulunun olaya müdahale ederek Jobs'u adeta kapı dışarı etmesi bu durumu net ortaya koyuyor ama Jobs ne yapıyor ???  asla pes etmiyor ve tekrar sahalara geri dönüyor :))

Biyografi seyretmeyi sevip teknoloji ile ucundan bucağından ilgiliyseniz buyurun size derim...

İyi seyirler :))

Sevgiler & Saygılar