8 Ekim 2013 Salı

The Call

2013 yılı Abd yapımı
Tür : Suç, Gerilim, Macera, Polisiye
Süre : 94 dk
IMBd puanı : 6,6

Bir kere baştan söyleyeyim film nasıl başladı nasıl bitti ben hiçbir şey anlamadım. Sürükleyici ve sarsıcı !!! zaman adeta su gibi akıp gitti...

Film başlıyor ve adrenalin başlıyor., yani sizi bekletip sıkmıyor, 1.dakikasından itibaren asıl olayların içinde buluyorsunuz kendinizi. Bu yönü çok hoşuma gitti bekletip bekletip ikinci yarısı coşmuyor sizin anlayacağınız... Coşarak başlıyor ve aynen devam ediyor.

911 ekibinin yaşadıklarını, hayatlarından bir kesit görünce ne kadar stresli ve zor bir iş yapıldığını anlıyorsunuz hayatı tamamen size bağlı yardım isteyen insanlar. Ve ne kadar çok insanın yardıma ihtiyacı oluyor diye düşünmeden edemiyorsunuz.

Aslında bu tarz filmleri genelde gece seyredince çok daha etkileyici oluyor ama film kendine o kadar bağladı ki beni, gündüz seyrettiğim halde aynı duyguyu yaşayabildim .


Jordan Turner (Halle Barry) deneyimli bir acil arama sorumlusudur. Bir gün gelen bir arama sonucu telefondaki kıza yardım edemez ve kız ölür. Bu olay Jordan'ı derinden etkiler ve arama sorumlusu görevi yerine aynı bölümde öğretmenlik yapmayı tercih eder. Aylar sonra yine gelen bir telefon tekrar eski görevine dönmesine neden olur. Jordan karşısındaki kurban olan Casey Welson ile iletişim kurmaya çalışır. Ona bir savaşçı olduğunu ve asla pes etmemesi gerektiğini hatırlatır. Jordan bu sefer katile ulaşabilecek mi ? Yoksa ilk olaydaki gibi kızın ölmesine mi sebep olacaktır ?

Filmdeki beni en etkileyen sahne ikinci kurban olan Casey Welson'un (Abigail Breslin) ailesine bir bagajdan veda ettiği sahne oldu. Düşünseniz belki de az sonra öleceksiniz ve bir bagajdasınız ? Elinizde sadece bir telefon en fazla ne yapabilirsiniz ki ? sadece bir veda... inanılmaz güzel canlandırılmış ve o çaresizlik duygusu süper bir şekilde ön plana çıkartılmış.O kadar ki kendimi resmen o bagajda hissettim bir an... Fena çok fena :((

Filmdeki dikkatimi çeken diğer bir konu  da suçlu olan kişi filmin en sonunda ortaya çıkar ya , hani siz o mu bu mu diye düşünür durursunuz... Burada böyle bir durum söz konusu değil. Yani katili tahmin etmeniz gereken bir durum yaratılmamış, çünkü katil baştan beri belli zaten. Asıl konu kızı öldürmeden yakalanabilecek mi ? Bunu tabi ki söylemeyeceğim size :))

Filmde kötü adam rolündeki Michael Foster'ı (Michael Eklund) gerçekten başarılı buldum. Bir insan sapıklık derecesinde nasıl sevilebilir resmen bunun örneğini yaşattı bana. Eklund'un sinirlendiğinde yüzünün aldığı şekil, kararlılık derecesinde işine odaklanmış olması, önüne ne veya kim çıkarsa çıksın kararını değiştirmeyen ve herşeyi göze alan tavrı gerçekten muhteşemdi...

İyi seyirler :))

Sevgiler & Saygılar

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder