2011 yılı Almanya-İngiltere-Danimarka-İsveç ortak yapımıTür : Romantik, Dram
Süre : 92 dk
IMBd puanı : 7,0
Yani Türkiye’de bilindiği ismi ile
“Yeryüzündeki Son Aşk” .. Hayret verici bir şekilde bu sefer filmin adını konu ile
alakalı olarak çevirmişler. Biliyorsunuz çok abuk şeyler de yapılabiliyor
bazen.
Neyse biz filmin kendisine gelelim. Konu
itibari ile gerçekten farklı bir senaryoya sahip. Şöyle ki; salgın bir hastalık
sebebi ile insanlar sırası ile tüm duyu organlarının işlevlerini kaybediyor. Bu
süreçte birbirine tutunan ve kelimenin tam anlamı ile yeryüzündeki son aşkı
yaşayan bir çift !!! Başrollerde daha önce beğendiğimi bahsettiğim Eva Green ve
erkek oyuncu (aşçı) olarak da Ewan McGregor (ben en son Ada filmi ile hatırlıyorum
kendisini) var.
Her ne kadar da film tür açısından bilimkurgu olarak da değerlendirilse de yaşanan aşk seyirciye o kadar geçiyor ki işin o
tarafı ile hiç ilgilenmiyorsunuz. Film, doğrudan sizi çekip romantizme atıyor.
Yani düşünün tat alamıyorsunuz, dokunsanız da hissedemiyorsunuz, koku
alamıyorsunuz, duyamıyorsunuz ve en son göremiyorsunuz !!! Elinizde başka ne
kalıyor ? Sadece AŞK
Tüm bu sarsıcı olayların içinde
yer alıp sırasıyla insanların bu salgına kapıldığını görmek ne kadar acı verse
de elindeki tek kalan duygunun AŞK olduğunu bilmek ve belki de bu duyguyu son
yaşayan çift olmak, muhakkak ki insana bencilce bir his de veriyordur.
Filmin sonunda her ne kadar da
salgının sona erdiği veya vereceği hissine kapılmasak da son tam da filme
yakışır bir şekilde düzenlenmiş. Daha farklısı yakışmazdı gibi geliyor bana…
Benim filmden algıladığım onca
keşmekeş ve hayatın yıkıcı etiklerine rağmen birbirini yakaladıysan,
dünyanın sonu da gelse, bırakmamalısın asla…
İyi seyirler herkese :))
Sevgiler & Saygılar
İyi seyirler herkese :))
Sevgiler & Saygılar

Şila'cım, bu filmi sanırım geçen sene izlemiştim ama hala etkisindeyim. Elimdekilerin kıymeti ile ilgili kafa karışıklığı yaşadığımda nedense aklıma gelir.
YanıtlaSilAma insan garip varlık çabuk adapte oluyor içinde bulunduğu duruma. Ben şu-nsuz, bu-nsuz hayatta yapamam deyip fazla maddeye bağlanmamalıyı çok güzel göstermiş. Neticede elimizde kalan yaptığımız iyilikler yada sevgimiz-aşkımız, duygular kalıyor.
Neslihan'cım dediğin gibi hiçbir şeye bağlı kalmamak en güzeli ama günlük hayatta maalesef ki bu pek mümkün olmuyor, o harala gürele gidişata kaptırıyoruz kendimizi, en önemlisi yaşadığın hayattan zevk almak ve tabi ki kıymet bilmek, gerisi teferruat.
SilSevgiler :))