2011 ABD yapımıTür : Romantik, Dram
Süre : 120 dk
IMBd puanı : 6,9
Ben mi o treni seçtim, tren mi beni bilmiyorum ...
Bu filmi fragmanını izlemeye başladığım andan itibaren sevmiştim. Olaylar huzur evinde yaşayan bir adamın sirke gelmesi ile başlar. Bu yaşlı adam geçmişi ile yüzleşmeye başladıkça gençlikte yaşadığı o masalsı sirk günlerini hatırlamak onu eski ve güzel günlere götürecektir.
Jacob Jankowski (Robert Pattinson) veterinerlik fakültesinden mezun olmak için girdiği son sınavda ailesinin trafik kazasında öldüğünü öğrenir ve bu gelen haber ile tüm yaşamı bir anda değişir, mezun olamamıştır ve hiç parası, akrabası yoktur... Tam da bilinmeyen bir yolda ilerlerken bir sirk trenine rastlar, işte bu trene binmesi hayatının dönüm noktası olacaktır.
Jacob, bir şekilde kendini sirk sahibi August'a (Christoph Waltz) kanıtlar ve orada çalışmaya başlar. Yıldız gösterisinde yer alan atın hastalanması sebebi ile yeni bir fil aralarına katılır. Jacob'un veterinerlik okumuş olması onu bu dev gibi filin bakıcısı yapmaya yetecektir. Bu filin sirke dahil olması, onun August'un karısı Marlena (Reese Witherspoon) ile yakınlaşmasına sebep olacaktır. Aralarındaki çekim hiçbir şeyin karşılarında durmasına engel olamayacaktır.
Bence filmin sirk ortamında geçiyor olması doğal olarak farklı bir atmosfer yaratmış, bütün o hayvanlar, yıldız gösteriler, cambazlar bizim bildiğimiz duygusal film havalarından farklı bir tarafa sürüklüyor bizi.
Witherspoon, Marlena rolünde burnu büyük, kimse ile konuşmayan, patronun karısı tavırlarında gayet başarılı. Gösteri sırasında adeta bir yıldız gibi parlıyor. Bence rolünü sergilerken gayet inandırıcı bir hal almış. Diğer taraftan bayanlar darılmasın bana ama ben Pattinson'u sizler kadar çekici bulmuyorum. Yani Alacakarlık serisini konusu sebebi ile beğendim ama görsellik, karizma, çekicilik tarafında benim için bir ilah asla olamaz. Bu filmdeki rolünde ise önce kendine güvensiz halleri sonra ise ne istediğin bilen duruşu onun üstüne tabiri caizse "cuk" gibi oturmuş. Ben her ikisini de beğendim...Film gayet aydınlık bir çekime sahip, sıkılmanızı gerektirecek bir durum yok. Sadece olaylar ilk başta biraz ağır ilerliyor. Çoğu filmde olduğu gibi ikinci kısımda aksiyon başlıyor.
Filmin sonu ile ilgili fazla ipucu vermek istemiyorum ama beklentinizi karşılayacağını rahatlıkla söyleyebilirim. Bir bakıma psikopat ve kendini tamamen başarılı olmaya adamış bir koca, içinde saklayamadığın bir aşk, mistik bir hayat. Tüm bunlar Marlena'nın, Jacob ile olan ilişkisini nasıl etkileyecek ? Yoksa August'a karşı gelemeyecek ve hayatının aşkını kayıp mı edecek ? İzleyin göreceksiniz :))
İyi seyirler :))
Sevgiler & Saygılar


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder